
Soru 1: Almanya’da resmi kayıtlara göre şu anda kaç kaybolmuş çocuk bulunmaktadır?
Almanya basınındaki “11.000 kaybolmuş çocuk” iddiası doğru mu?
Bahsettiğiniz rakam hakkında bilgim yok ancak sorunuza Federal Kriminal Dairesi’nin (BKA)
resmi verileriyle yanıt verebilirim. Federal Kriminal Dairesi’nin verilerine göre 2025 yılında
13 yaş ve altı yaklaşık 19.200 çocuk için kayıp ihbarı yapıldı. Bu vakaların 18.500’ü kısa bir
süre içinde çözüldü. Bu da yaklaşık yüzde 96,1’lik yüksek bir aydınlatılma oranı anlamına
geliyor. Yine resmi verilere göre 2025 yılında 14-17 yaş arası 89.700 genç, kayıp olarak
bildirildi. Bu yaş grubunda da aynı yıl içinde yüzde 98 oranında kayıp vakası aydınlatıldı. Ve
yine resmi verilere göre 1957’den bu yana toplamda sadece yaklaşık 2.100 çözülmemiş vaka
bulunuyor ve bunların üçte ikisi, refakatsiz mülteci çocuklar, sürekli evden kaçan çocuklar veya
aile üyeleri tarafından gerçekleştirilen çocuk kaçırma vakalarına ait. Polis her kaybolan çocuk
vakasında, tehlike olabileceği varsayımında bulunmak zorunda olsa da, velayet anlaşmazlıkları
yaşayan çocuklar genellikle bir yakınının bakımında bulunuyor. Bu nedenle, çocukların uzun
süre kaybolmasının ardında suç ya da kaza gibi nedenlerin bulunma oranı genellikle çok
düşüktür.
Soru 2: Almanya’da Epstein belgeleriyle ilgili çocukların kaderiyle ilgili herhangi bir
araştırma veya çalışma var mı?
Almanya’ya özgü bir çalışma ya da araştırma bilgim dahilinde değil. Epstein belgeleri, dünya
çapında insanları şok etmekte ve Avrupa’da, özellikle Birleşik Krallık’ta, cinsel suçlu Epstein
ile bağlantılı olan etkili kişilerin ortaya çıkmasıyla daha fazla dikkat çekmektedir. Eğer
Almanya’dan etkilenen bireylere dair herhangi bir belirti veya somut vaka ortaya çıkarsa, tüm
yasal araçlar kullanılarak bu durumun aydınlatılması gerekir ve böyle bir durumda partimiz
gerekli hassasiyeti gösterecektir.
Soru 3: SPD, kaybolmuş ve kaçırılmış çocuklarla ilgili olarak hangi önlemleri almış veya
almayı planlamaktadır?
Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) yaklaşımı, kayıp çocuk meselesini yalnızca kriminal bir
başlık olarak değil, önleyici sosyal politikalar ve çocuk koruma sistemleri çerçevesinde ele
almaktadır. SPD, bu konuda güvenlik otoritelerinin, özellikle de Federal Kriminal Dairesi’nin
güçlendirilmesine geleneksel olarak destek vermektedir. Bu, zaten çok yüksek olan yüzde 96’lık
aydınlatılma oranını devam ettirmek ve geriye kalan, genellikle karmaşık olan vakalarda
soruşturma çalışmalarını desteklemek için önemlidir. Bu tür kayıp vakalarının aydınlatılması
için uluslararası işbirliğine önem veriyoruz. Özellikle çocuk kaçırma, kayıp vakaların bir
kısmını oluşturduğu için, Türkiye’nin de imzasının bulunduğu Uluslararası Çocuk Kaçırmanın
Hukuki Veçhililerine Dair Lahey Sözleşmesi gibi yasal çerçevelerin veya Interpol gibi sınır
ötesi soruşturma ajanslarının güçlendirilmesi gerekir. Bunun yanı sıra, bu meseleyi yalnızca
kriminal bir perspektiften görmüyoruz. Kaybolmuş çocuklar, aynı zamanda önleyici sosyal
politika meselesidir. Bu nedenle, aile krizlerini önlemek amacıyla “sürekli evden kaçan”
çocuklar veya velayet anlaşmazlıkları gibi durumlar ortaya çıkmadan önce, çocuk koruma
önlemlerinin ve danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar da yapıyoruz.
Soru 4: Almanya gibi güçlü bir hukuk devleti içinde çocukların kaybolması ve kaçırılması
hakkında ne düşünüyorsunuz?
Almanya’da, çocuk hakları ve çocukların korunması en öncelikli konulardan biridir. Bu
nedenle, polis, her kaybolan çocuk vakasında, hayati bir tehlike olabileceğini varsayarak
hareket ediyor. Ancak “Sistematik ve yaygın çocuk kaçırma” algısı, istatistiksel ve resmî
verilerle desteklenmemektedir. Resmi verilerden elde edilen tecrübelere göre kayıp
bildirimlerinden sonra ilk hafta içinde vakaların yüzde 50’si aydınlatılıyor. Bir ay içinde
çözülen kayıp vaka sayısı ise yüzde 80’i buluyor. Geri kalanı ise 1 yıl içinde aydınlatılırken,
sadece yüzde 3’ü bir yıldan fazla kayıp olarak istatistiklerde yer alıyor. Ayrıca, çözülmemiş
vakaların yalnızca çok küçük bir kısmı şiddet, kaçırma vb. gibi olaylardan kaynaklanmaktadır.
Çocukların uzun süre kaybolmasının nedenleriyle ilgili olarak çözülmemiş vakaların oranı
genel olarak çok düşüktür. Bu da bana işleyen bir hukuk devletinin bir göstergesi gibi
görünüyor.
Soru 5: Suç vakaları ve kamu güvenliğiyle ilgili olarak ne gibi çözüm önerileriniz
bulunmaktadır? Kamera sistemlerinin yaygınlaştırılması yeterli mi?
Vatandaşlarımızın güvenliği, özellikle de çocukların korunması, işleyen bir hukuk devletinin
temel görevidir. Bu nedenle, her kaybolan çocuk vakasında potansiyel bir tehlike olduğunu
dikkate almak gereklidir. Kamu güvenliğini güçlendirmek için yalnızca kamera sistemlerinin
yaygınlaştırılması yeterli değildir. Güvenlik otoritelerimizin personel ve teknik anlamda
güçlendirilmesine odaklanan kapsamlı bir yaklaşım izlememiz gerekir. Bununla birlikte, iç
güvenlik ve suçla mücadele çok çeşitli faaliyet alanlarıdır ve şu anki federal hükümet, bu
alanlara geniş bir güvenlik hamlesiyle yaklaşmaktadır. Murat Topcu