Artık kelimeler bitti, vaatler tükendi, sabır taşı çatladı. Beşiktaş’ın sokaklarında yankılanan ses, ne bir maaş artışı talebi ne de bir refah beklentisi… Bu ses, ömrünü bu ülkeye feda etmiş insanların en ağır, en sarsıcı vedasıdır. Beşiktaş Çınar Gazetesi olarak konuştuğumuz emekliler, yetkililerin yüzüne o korkunç gerçeği haykırıyor: “Bize zam masalları anlatmayın, bize huzurla gömülecek bir mezar yeri verin yeter!”
”Muz Alamıyoruz, Taksiye Binemiyoruz, İnsan Olmak İstiyoruz!”
Haber bültenlerindeki süslü rakamların ardında saklanan gerçek; pazarda muzun yanına yaklaşamayan, evine et girmeyen, bir yerden bir yere gitmek için taksi hayali kuramayan milyonlardır. Emekli artık sadece “yaşamak” değil, “insan gibi yaşamak” istiyor. Tatilin hayal, onurlu bir hayatın lüks olduğu bu düzende; emekli, hayattan umudunu kesmiş durumda.

“Maaşını Ben Ödüyorum, Hesabını Bana Vereceksin!”
Emeklinin öfkesi sadece cebindeki yangına değil, kendisine reva görülen bu muameleye. Masanın öbür tarafındakilere seslenen emekliler, o tarihi uyarıyı yapıyor:
”Efendiler, sizin maaşınızı bu vatandaşın ödediği vergiler karşılıyor. Eğer maaşını biz ödüyorsak, hesabını da bize vereceksin! Öyle ‘evden püften’ bahanelerle, korkutmalarla, susturmalarla bu halkı sindiremezsiniz. Hesabı vatandaşa vereceksiniz!”