enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
KİTAP

Ergenekon ve Balyoz: Türkiye’nin Hafızasında Derin Bir Kırılma…

Ergenekon ve Balyoz: Türkiye’nin Hafızasında Derin Bir Kırılma…
21.05.2026 17:36
0
A+
A-

Yazan: Murat Topcu

Almanya’dan yayın yapan Usta Gazeteci Murat Topcu, diyor ki Benden Söylemesi… Türkiye’nin yakın siyasi tarihinde bazı davalar vardır ki yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da görülmüştür. Ergenekon ve Balyoz davaları işte tam da böyle bir dönemin simgesidir. Bir zamanlar “demokrasi mücadelesi” olarak sunulan süreçler, yıllar içinde ortaya çıkan gelişmelerle birlikte büyük bir tartışmanın merkezine oturdu.

2000’li yılların sonlarında başlayan operasyonlar, kamuoyuna “darbe planlarının ortaya çıkarılması” şeklinde servis edildi. Emekli generaller, gazeteciler, akademisyenler ve çok sayıda asker gözaltına alındı. O dönem medyanın önemli bir bölümü bu davaları sorgulamadan destekledi. “Türkiye vesayetle hesaplaşıyor” manşetleri atıldı. Ancak zaman geçtikçe deliller üzerindeki şüpheler büyümeye başladı.

Özellikle dijital materyaller konusunda ortaya çıkan teknik incelemeler, davaların güvenilirliğini ciddi biçimde sarstı. Bilirkişi raporları, bazı belgelerde tarih uyuşmazlıkları bulunduğunu, henüz var olmayan programlarla hazırlanmış dosyalar üretildiğini ortaya koydu. Hukukun temel ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır” anlayışı ise uzun süre görmezden gelindi.

Bugün geriye dönüp baktığımızda, Ergenekon ve Balyoz süreçlerinin yalnızca bireyleri değil, devlet kurumlarına olan güveni de derinden etkilediğini görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri içinde büyük bir moral kırılması yaşandı. Aileler dağıldı, insanlar yıllarca cezaevinde kaldı, kariyerler sona erdi. Daha sonra birçok sanığın beraat etmesi ise “o halde bunca yıl ne yaşandı?” sorusunu beraberinde getirdi.

Bu davaların en önemli sonucu, hukuk sisteminin siyasi ve ideolojik mücadelelerin aracı hâline gelmesinin ne kadar tehlikeli olduğunu göstermesidir. Hukuk, rövanş alma mekanizmasına dönüştüğünde yalnızca sanıklar değil, toplumun tamamı zarar görür. Çünkü adalet duygusu bir kez zedelendiğinde onu yeniden inşa etmek yıllar alır.

Bugün Türkiye’nin ihtiyacı olan şey geçmişin hesaplaşmalarını sloganlarla sürdürmek değil; şeffaf, bağımsız ve evrensel hukuk ilkelerine bağlı bir düzeni kalıcı hâle getirmektir. Ergenekon ve Balyoz davaları, hangi siyasi görüşten olunursa olunsun, herkese aynı gerçeği hatırlatmalıdır: Adalet bir gün herkese lazım olur.

— Murat Topcu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.