DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Açık
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
KİTAP

(BİR ZAMANLAR CEYHAN) ALİŞAN KARHAN’IN YAZIDIĞI KİTAP ÇIKTI VE İMZA GÜNÜNDEN…

(BİR ZAMANLAR CEYHAN) ALİŞAN KARHAN’IN YAZIDIĞI KİTAP ÇIKTI VE İMZA GÜNÜNDEN…
30.04.2023 21:52
0
A+
A-

Yazar Alişan Karhan diyor ki: “Bu kalem benim için çok değerlidir. Kıymetli yoldaşım Adana Milletvekili ve Köy Kop genel başkanı rahmetli Nedim Tarhan”ın eşi ve kızının hediyesidir. “Kitaplarını bu kalemle imzalarsın “sözleri beni çok onurlandırdı. Bugün Kadıköy Yapı Kredi Emekliler Derneği lokalinde sevgili dostum Tolon Şimşek önderliğinde Ceyhan’ın en güzide insanları ile buluştuk. Çok güzel bir buluşma hasret giderme oldu . Ceyhanlı kadın arkadaşların yaptıkları kısır ve kek gerçekten nefisti. Yapılan Ceyhan’ın hatıralarını yadetmek söyleşileri sıla özlemini giderdi. Ceyhan’ın hafızası olan kitabım BİR ZAMAN CEYHAN kitabıma gösterdikleri ilgi unutulmaz bir anı bıraktı…”

Cemal Çağlı dostum yazmış:

BİR KİTAP TANITIMI

Alişan Karahan yoldaşımın “Bir Zamanlar Ceyhan” adlı eseri alıp götürdü beni eski zamanlara, farklı boyutlara ve farklı duygulara.

Hayatımda sadece bir kez gördüğüm Ceyhan şehri, sanki Alişan kardeşimle birlikte yılarca yaşadığım bir ilçeymiş gibi geldi bana; anlattığı etkili anılar eşliğinde.

Birçokları şu an aramızda olmayan, tarihe karışmış nice kişilikler zihnimde canlandı. Daha önceki eserlerinde okuduğum Ceyhan anıları , yeni okuyormuşum gibi etkiledi beni; Mehmet Kılıçoğlu’nun “Erzurum’da Bir Kuş Var, Gölgesi Çukurova’ya Düşer” önsözüyle başlıyor ‘Anı ve Belgesel’ türündeki eseri.

An geldi sokak çocuklarının anası sayılan Hava Ana ile karşılaştım, an geldi adı ‘Kara’ yüreği ak olan Kara Battal’ın kocaman ellerine değdi ellerim. Biraz yol alınca Yazarın ‘çağdaş Nasrettin Hoca’ olarak adlandırdığı Kara Kaplan Hüsnü’nün lokantasında buldum kendimi; çok lezzetli yemekleri eşliğinde.

Derken çok yediğim için rahatsızlandım, Alişan Kardeş beni alp, bütün yoksul emekçilerin doktoru olan Doktor Kazım Mutlu’ya götürdü.

Oradan ayrılınca yine yazarın “Ceyhanlının yürüyen vinci’ olarak betimlediği Kör Nebi’ye gittik. İlçenin fiziksel olarak en güçlü insanı, onun için kaldırılamayacak , taşınılamayacak bir yük olmadığını görür gibi oldum.

Sonra, haydi gel şu Orijinal Necati’ye gidelim dedi Alişan yoldaşım. Yürüdük yan yana Tuzlugöz mahallesindeki Necati’nin dükkanına. Gidince bir de ne göreyim , dükkanın her yanı tamir edilmeye bekleyen bisikletlerle, motosikletlerle , mobiletlerle doluydu… Çayını içtik , sohbet yaptık , bize acılı ve sıkıntılı geçmişini anlattı ; duygulandık…

Alişan yoldaşımın dostları biter mi, bitmez. Her köşede, her sokakta bir dostu çıkıyor karşımıza. Yolda bana, Mevlana’nın güzel bir sözünü aktardı:

“Ekmeği öğrendim, sonra barış için ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini, sonra da ekmeği halkça üleşmenin bolca üretmek kadar önemli olduğunu öğrendim”

Bu güzel söz ister istemez beni mücadele yıllarına alıp götürdü. Ben o yılları hatırlamaya çalışırken Alişan Kardeş elimden tutup “Haydi şu Radyocu Hamdi’ye uğrayalım.” Dedi. Evde yazacaklarım beni bekliyordu ama seve seve kabul ettim. Radyocu Hamdi’nin tamir edemeyeceği hiçbir radyo, televizyon yoktur. Ceyhan’da Japon marka vitesli bisiklet sadece onda varmış. Çok becerikli bir tamirci. On parmağında on hüner olan koca yürekli bir insandı.

Saatler ilerledi ama biz Ceyhan’daki yürüyüşümüze devem ettik. Yürürken bu defa Sabahattin Ali’nin biz dizesini söyledi:

Satın alınmayan şeyleri severim ben.

Deniz gibi

Gökyüzü gibi,

Ay ve Güneş gibi,

Ve sevgi gibi.

Şimdi nereye gidiyoruz, deyince; gülümseyerek, Sarı İsmail’e dedi. Sarı İsmail’in ailesi Girit muhaciriymişler. Büyük çileler çekmiş, ağaların baskısı ile evlerini , tarlalarını kaybetmiş ve Ceyhan’nın varoşlarında tutunmayı başarmış. Bin bir çabanın sonucunda Murat 124 marka bir taksiye sahip olmuş ve mahallenin her derdine koşmuş emektar taksisiyle. Tam yanından yarılacaktık ki, Sarı İsmail, “Haydi sizi Namı değer Julyano’ya götüreğim “ deyiverdi. Hiç ‘hayır’ denilir mi? Bindik Murat 124’ e ve vardık Julyano Yılmaz’ın yanına. Anlatılanlar tam bir Hababam Sınıfı…Alişan yoldaşım Julyano Yılmaz’ın okulda yaptıklarını öyle bir anlattı ki , uzun zamandır gülmeyen ben kahkahalar attım, Sarı İsmail ile birlikte.

Akşam üzeriydi ve karnımız çok acıkmıştı. Bu defa Julyano Yılmaz’dan ;haydi hep birlikte lahmacuncu Tarzan Ustaya gidelim, önerisi geldi. Bakıştık birbirimize, gülümsedik ve çıktık karnımızı doyurmak için yola. Tarzan Ustanın yeri Siptilli mahallesindeydi . Dükkan tıklım tıklımdı. Tarcan Usta yazarımız Alişan kardeşi çok yakından tanıyor olmalı ki, dükkanın sakin bir köşesine buyur etti bizleri. Genel olarak lahmacunu çok seven biriyim ama ikiden fazla lahmacun yediğim görülmemiştir. Derken mis kokulu lahmacunlar gelince elimde olmadan dört tane yiyiverdim… Gerisini anlatmayayım , bana kalsın…

İzin isteyip kalktık Tarzan Ustanın ünlü lokantasından. Yine bindik Murat 124’de. Alişan Kardeş, durur mu; bu defa bizi çok sevdiği dostu ‘Allahlı Komünist’ olarak bilinen Ömer Tarhan’a götürmek istedi , bizler de seve seve kabul ettik. Ömer Tarhan 1951 TKP tevkifatından kıl payı kurtulmuş tutarlı bir komünistmiş.

Ceyhan’daki her mücadele alanında onu görmek mümkünmüş. Özellikle işçilerle birlikte olmuş ve onlara sınıf bilinci vermek için her türlü bedeli ödemiş biri. Zaman içinde tüm varlığını yitirmiş ama yenildiğini asla kabul etmemiş. Vasiyeti üzerine mezar taşına “Yoksul öldü ama yenilmedi” yazılmış.

Son olarak Kitapçı Ethem’in dükkanına gittik, Dikkatimi dükkanın camına yapıştırdığı “Yasalar ölür kitaplar ölmez” sözü dikkatim çekti. Çay eşliğinde, bu süz yüzünden başının belaya girdiğini, polisin ‘bu yazıyı buradan kaldır’ baskısına nasıl direndiğini ve onlara “ Ben yasalara muhalefet etmiyor, kitabın ölümsüzlüğünü söylüyorum” yanıtını vererek polisleri nasıl şaşırttığını o tatlı diliyle anlatıverdi bizlere…

Alişan yoldaşım yeni anılarını anlatmak üzereyken müsaade isteyip ayrılmak zorunda kaldın o tarihi mekândan.

Evet, her nedense yoldaşımın kitabını kitapsever dostlarıma böyle tanıtmak geldi içimden.

En içten sevgilerimi , saygılarımı yolluyorum Alişan Yoldaşıma.

İyi ki varsın, iyi ki tanıdım seni okyanus yürekli kardeşim.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.