Beşiktaş Çınar Gazetesi | Analiz Haber
Genel Yayın Yönetmeni: Ertan Yılmaz
Türkiye siyasetinde kartlar yeniden karılırken, başkentin perde arkasında tek bir soru yankılanıyor: “AK Parti yönetimi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özgür Özel hamlelerine karşı ne yapacak?” Muhalefeti yargı ve kurultay kıskacıyla tasfiye edip kendi rejimini hayata geçirmek isteyen iktidar, karşılarında nefretle değil, akılla ve büyük bir stratejiyle kurulan “B Planı”nı buldu: İstiklal Partisi.
Geri Adım Atmayan Liderler ve “İstiklal” Stratejisi
Ankara siyasetinde artık taşlar yerinden oynadı. Mevcut tabloda ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne de mahkeme kararıyla hamle yapan Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri adım atması mümkün görünmüyor. Yargı gücünü elinde tutanların kurgulamak istediği yeni düzene karşı, zamanın daraldığını gören Özgür Özel kanadı son derece bilinçli, mantıklı ve soğukkanlı bir strateji geliştirdi.
Kulislerden sızan ve Saygı Öztürk gibi usta gazetecilerin de doğruladığı bilgilere göre; en kötü senaryoda, yani CHP’nin önünün hukuken tamamen tıkanması durumunda, Özgür Özel liderliğindeki büyük kitle yoluna hazırda tutulan “İstiklal Partisi” ile devam edecek. Bu hamle, partiyi terk etmek değil; iktidarın muhalefeti işlevsizleştirme oyununu boşa çıkaran akılcıl bir “İstiklal” yürüyüşüdür.
İktidarı Korkutan %37 Barajı ve Rejimin Çıkmazı
Anketler şimdiden Özgür Özel liderliğindeki bu harekete %36-37 bandında devasa bir halk desteği gösteriyor. İktidarın baskı politikalarıyla hayata geçirmek istediği o yeni rejimin önündeki en büyük engel de işte bu taban gücü.
Eğer iktidar bloğu bu yükselişi durdurmak amacıyla Özgür Özel’e yönelik siyasi yasak veya dokunulmazlık kumarını oynamaya kalkarsa, bu hamle bardağı taşıran son damla olacak. Böylesi bir adaletsizlik karşısında Türkiye’nin sürükleneceği toplumsal dalgalanmayı ve Kürt seçmen başta olmak üzere tüm demokratik kitlelerin vereceği refleksi kestirmek imkansız. İktidarın kurmak istediği o baskıcı yapının halk eliyle bozulması artık kaçınılmaz bir gerçek.
”Tarih Sırrı Çözdü: İster Kral Olsun, İster Kral Faruk…”
Analizlerin ortaklaştığı en temel nokta, Özgür Özel’in bıkmadan, usanmadan ilden ile geçerek meydanları hıncahınç doldurması. Siyasi tarihe baktığımızda net bir gerçek görürüz: Bütün büyük devrimler ve kalıcı başarılar sokaklarda başlamış, sokaklarda bitmiştir. Bugün Türkiye’nin çok büyük bir çoğunluğu bu gerçeği gayet iyi anlıyor. Seçmen ile Özgür Özel arasında adeta bir “yumak” gibi birbirine kenetlenen, kopmaz bir bağ oluşmuş durumda.
Muhalefet cephesi, nefret dilinden uzak, hatasız ve güzel bir organizasyonla sahada olduğu sürece ortaya büyük bir başarı çıkacaktır. Karşıdaki güç ister kral olsun, ister tarihteki Kral Faruk olsun; meydandaki insanlar, sokaktaki halk ne isterse günün sonunda o olur! Halkın iradesi karşısında hiçbir hesap tutmaz.
”Sandıktan %99 Oy Bile Alsanız, Mutlak Güç Sizde Dahi Olsa”
Bu noktada iktidarın ve tüm siyaset yapıcıların unutmaması gereken tek bir evrensel kural vardır: Adalet, Hak ve Hukuk. Adalet nerede olursa olsun; ister bir dağ başında, ister bir çölün ortasında, mutlaka tecelli etmek zorundadır. Bir lider, milyonlarca insanın başında da olsa, sandıktan %99 oy alarak mutlak güç devşirse de adaletli olmak mecburiyetindedir. Adalet herkese lazımdır. Adaletin olmadığı bir dünya düşünülemez, adaletsiz bir sistem yok olmaya mahkumdur. Adaletin olmadığı yerde insanlık onuru zedelenir, toplumlar adeta bir böcek gibi yaşamaya mahkum edilir. İşte bu yüzden, Ankara’daki siyasi hesaplar ne olursa olsun, son sözü her zaman adalet ve adaletle bütünleşmiş halk söyleyecektir.