enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
KİTAP

​Siyasetin “Yaratılan” Liderleri ve Kaçınılmaz Yeni Rotalar…

​Siyasetin “Yaratılan” Liderleri ve Kaçınılmaz Yeni Rotalar…
10.06.2026 18:53
0
A+
A-

Beşiktaş Çınar Gazetesi / Başyazı
​Genel Yayın Yönetmeni: Ertan Yılmaz

​Türk siyaseti, son yıllarda eşine az rastlanır bir figür üretim merkezine dönüştü. Muhalefet bloğunda yaşanan değişimler, kurultaylar ve adaylık süreçleri, dışarıdan bakıldığında doğal birer siyasi başarı gibi görünse de, derine indiğimizde karşımıza başka bir gerçek çıkıyor: Sistemli bir şekilde inşa edilen liderlikler.
​Tombaladan Çıkan Genel Başkanlar ve “Kahraman” İlan Edilenler
​Zamanında Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti liderliğine geliş biçiminden başlayarak, ardından Ekrem İmamoğlu’nun bir büyükşehir belediye başkanından öte, göklere çıkarılarak adeta “dokunulmaz bir lider” olarak toplum hafızasına kazınmasına şahit olduk. Bugün ise aynı mekanizma Özgür Özel için devrede. Dün partinin içinde mücadele veren isimler, bugün bir gecede “halk kahramanı” ilan edilerek kitlelerin önüne sürülüyor.
​Burada sorulması gereken asıl soru şudur: Bu isimler CHP markası olmadan, tek başlarına birer siyasi aktör olarak ne kadar ağırlığa sahip?
​Bugün “butlancı” (hükümsüz/geçersiz) siyaset yürütenlerin, günü geldiğinde geldikleri gibi gideceklerini ve arkalarından çok da hoş sözler söylenmeyeceğini toplumun genelinde yükselen seslerden anlayabiliyoruz.
​DSP Logosu mu, İstiklal Partisi mi? Yeni Bir Oluşum Kapıda
​Benim gazeteci ve analist olarak gördüğüm, kulislerden edindiğim ve toplumun nabzını tutarak ulaştığım kaçınılmaz bir son var: Yeni bir siyasi partinin doğuşu.
​Eğer Özgür Özel ve ekibi, mevcut yapı içerisinde bir tıkanma yaşarsa (ki bu süreçte her türlü hukuki veya siyasi engelleme, dokunulmazlık tartışmaları beklenebilir), formül bellidir. Ya Bülent Ecevit’in mirası olan DSP (Demokratik Sol Parti) gibi köklü bir logo devralınacak ya da halk arasında kulaktan kulağa fısıldanan İstiklal Partisi gibi yeni bir isimle yola çıkılacak.
​Çünkü mesele partinin adından ziyade, o partinin başındaki “Lider” figürüdür. Toplum artık logolara değil, güvendiği yüzlere bakıyor.
​Sokağın En Büyük Korkusu: %50’nin “İnsan Olma Hakkı” Tehlikede mi?
​Tüm bu liderlik denklemlerinin ve parti arayışlarının ötesinde, sokakta ve kahvehanelerde insanları dinlediğimde karşıma çıkan çok daha derin, adeta nefes kesen bir endişe var. Bu bir kışkırtma değil; bir gazeteci gözlemi, toplumun kendi içindeki o sessiz çığlığın analizidir: Halk, mevcut yönetimin bir dönem daha devam etmesi halinde, ülkenin en az yarısının en temel insan olma haklarını kaybedeceğinden korkuyor.
​Sokaktaki vatandaşa sorulan sorulara verilen yanıtlar, insanların yüzündeki ifadelere ve fısıltıyla yapılan konuşmalar net bir gerçeği fısıldıyor: Eğer bu yönetim anlayışı bir dönem daha yetki alırsa, Türkiye’deki yaklaşık 43 milyon insanın (nüfusun yüzde 50’sinin) yaşam tarzı, ifade özgürlüğü ve en temel insani hakları adeta ellerinden alınma noktasına gelecektir. Toplum, adaletin ve hukukun tamamen askıya alınacağı bir gelecek tablosundan derin bir endişe duyuyor. İşte bu yüzden kurulacak yeni ittifaklar, sadece bir “seçim stratejisi” değil, bu ülkenin yarısının var olma mücadelesidir.
​Formül Belli: İnce ve Çelik Faktörüyle %36-37 Garanti!
​Gelelim en kritik senaryoya… Diyelim ki baskılar arttı ve Özgür Özel hukuki yollarla devre dışı bırakılmak istendi. Bu durumda dahi sokağın çözümü hazır. Son dönemde yaptığı net, birleştirici ve kitlelere doğrudan hitap eden son açıklamalarıyla halkın büyük beğenisini kazanan, insanların görüşlerini hızla benimsediği CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik gibi güçlü bir figür sahneye çıksa ya da bu denkleme muhalefet tabanında her zaman ciddi bir ağırlığı olan, meydanların etkili ismi Muharrem İnce dahil olsa ne olur?
​Toplumun nabzı bana gösteriyor ki; isimlerin kim olduğundan ziyade, o isimlerin arkasındaki irade önemlidir. Eğer Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel ortak bir duruş sergileyip kitlelere, “Bu kadroya, Özgür Çelik’e, Muharrem İnce’ye güveniyoruz; oyunuzu bu doğrultuda verin” mesajını net bir şekilde iletirse, kurulacak o geniş ittifakın şimdiden tek başına en az %36-37 oy oranıyla tarihi bir seçim başarısı yakalayacağını net olarak görüyoruz.
​Halk artık mevcut yönetim anlayışından yorulmuş durumda ve net bir değişim istiyor. Bunu ben değil, sokağın analizi söylüyor. Kurulan tüm barikatlara ve engelleme çabalarına rağmen, adaletli bir seçim ortamında bu rüzgarı durdurmak mümkün olmayacaktır. Gelişmeleri yakından izlemeye ve sokağın sesini aktarmaya devam edeceğiz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.