enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
KİTAP

ÇİN’DE BİR TÜRK GİRİŞİMCİNİN BAŞARI HİKÂYESİ: İSHAK GÜLAÇTI İLE ÖZEL SÖYLEŞİ

ÇİN’DE BİR TÜRK GİRİŞİMCİNİN BAŞARI HİKÂYESİ: İSHAK GÜLAÇTI İLE ÖZEL SÖYLEŞİ
28.10.2026 17:55
0
A+
A-

Söyleşi: Murat Topçu

2004 yılında üniversite eğitimi almak için Çin’e giden, dil ve kültür farklılıklarından maddi zorluklara kadar birçok engeli aşarak 2009 yılında kendi şirketini kuran Türk iş insanı İshak Gülaçtı, bugün uluslararası ticaret alanında faaliyetlerini sürdürüyor.

Çin’in Guangzhou ve Yiwu şehirlerinde, ayrıca Türkiye’de faaliyet gösteren Akasya Danışmanlık’ın kurucusu Gülaçtı, başta Türkiye ve Avrupa olmak üzere 14’ten fazla ülkeye tedarik ve ticaret danışmanlığı hizmeti sunuyor.

Çin’deki yaşamından girişimcilik yolculuğuna, uluslararası ticaretteki deneyimlerinden Türkiye’ye yönelik hedeflerine kadar birçok konuyu kendisiyle konuştuk.

  1. Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Eğitim hayatınızdan ve iş dünyasına uzanan kariyer yolculuğunuzdan bahseder misiniz?

1988 yılında Erzincan’da doğdum. İlkokul, ortaokul ve lise eğitimimi Türkiye’de tamamladım.

Çocukluk ve gençlik yıllarımdan itibaren Çin tarihine, kültürüne ve diline karşı özel bir ilgim vardı. Bu ilgi zamanla hayatımın yönünü belirledi.

2004 yılında, henüz çok genç yaşta, üniversite eğitimi almak amacıyla Çin’e geldim.

Üniversite eğitimimi Çin’de, Çince üzerine tamamladım. Ancak benim için Çin’deki eğitim hayatı yalnızca üniversiteyle sınırlı kalmadı. Aynı zamanda farklı bir kültürü tanıma, yeni bir dil öğrenme ve dünyaya daha geniş bir perspektiften bakabilme fırsatı buldum.

Elbette bu yolculuk hiç kolay olmadı.

Henüz genç yaşta ailemden ve ülkemden uzakta, dilini ve kültürünü yeterince tanımadığım bir ülkede yaşamaya başladım. Dil ve kültür farklılıkları, maddi zorluklar ve aile özlemiyle mücadele ettim.

Ancak hiçbir zaman karşılaştığım zorlukların hedeflerimin önüne geçmesine izin vermedim.

Üniversite yıllarımda ve sonrasında farklı şirketlerde çalışarak ithalat ve ihracat sektörünü yakından tanıdım. Çinli üreticilerin çalışma sistemlerini, ticari ilişkilerini ve uluslararası ticaretin dinamiklerini sahada öğrendim.

2009 yılında kendi şirketim olan Akasya Danışmanlık’ı kurdum.

Bugün Çin’in önemli ticaret merkezlerinden Guangzhou ve Yiwu şehirlerinde ofislerimiz bulunuyor. Türkiye’de de şirketimiz ve ekibimizle faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

Başta Türkiye ve Avrupa olmak üzere 14’ten fazla ülkedeki müşterilerimize uluslararası tedarik ve ticaret danışmanlığı hizmeti sunuyoruz.

Bizi farklı kılan en önemli özellikler; Çin diline ve kültürüne hâkimiyetimiz, yerel üreticilerle kurduğumuz güçlü ilişkiler ve yıllara dayanan saha tecrübemizdir.

Ancak benim için başarıyı belirleyen en önemli unsur, işimize duyduğumuz sorumluluktur.

Bizim farkımız yalnızca tecrübemiz değil; azmimiz, kararlılığımız, sürekli araştırmamız ve ilk günkü heyecanla sahada çalışmaya devam etmemizdir.

Bize güvenen insanların güvenini boşa çıkarmamak, ticari hayatımızın en temel prensiplerinden biridir.

  1. Çin’e yerleşme kararınız nasıl gelişti? Çin’de yaşamak ve iş yapmak size neler kazandırdı?

Çin’e gelme kararımın temelinde bu ülkenin tarihine, kültürüne ve diline duyduğum ilgi vardı.

2004 yılında üniversite eğitimi için Çin’e geldiğimde, gelecekte burada bir şirket kuracağımı ve uluslararası ticaret yapacağımı elbette bugünkü kadar net öngöremiyordum.

Ancak Çin’de geçirdiğim yıllar, bana bu ülkenin ne kadar büyük bir potansiyele sahip olduğunu gösterdi.

Çin, köklü tarihi ve kültürünün yanında gelişime, üretime ve yeniliğe büyük önem veren bir ülke.

Burada beni en çok etkileyen konulardan biri, insanların çalışma disiplini ve sürekli gelişme isteği oldu.

Özellikle üretim sektöründe bu anlayışı çok net görebiliyorsunuz.

Bugün iyi bir ürün geliştiren bir üretici, yarın onun daha iyisini üretmek için çalışıyor.

Ben de bu çalışma kültüründen çok şey öğrendim.

Çin’de yaşamak bana öncelikle sabretmeyi, mücadele etmeyi, farklı kültürlere saygı duymayı ve uzun vadeli düşünmeyi öğretti.

Yabancı bir ülkede iş kurmanın kendine özgü zorlukları var. Güven oluşturmak, doğru insanlarla çalışmak, ticari ilişkileri geliştirmek ve rekabetin yoğun olduğu bir pazarda ayakta kalmak ciddi emek gerektiriyor.

Fakat ben her zorluğun aynı zamanda bir öğrenme fırsatı olduğuna inanıyorum.

Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım bütün zorlukların beni iş hayatında daha güçlü ve daha tecrübeli bir insan hâline getirdiğini görüyorum.

Türkiye benim vatanım, Çin ise hayatımın çok önemli bir bölümünü geçirdiğim, öğrendiğim, çalıştığım ve kendimi geliştirdiğim ikinci bir yaşam alanım oldu.

İki ülkeyi de yakından tanımanın bana kazandırdığı en önemli avantaj, farklı kültürler arasında güvene dayalı ticari ilişkiler kurabilmek oldu.

  1. Çin’in ekonomik ve teknolojik yükselişini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu başarının arkasındaki temel faktörler nelerdir?

Çin’in ekonomik ve teknolojik gelişimini 2004 yılından bu yana yerinde gözlemleyen biri olarak çok büyük bir dönüşüme şahit olduğumu söyleyebilirim.

İlk geldiğim yıllardaki Çin ile bugünkü Çin arasında üretim teknolojileri, altyapı, ulaşım, sanayi ve yaşam standartları açısından önemli farklılıklar bulunuyor.

Çin’in başarısının temelinde uzun vadeli planlama, güçlü üretim altyapısı, teknoloji yatırımları ve disiplinli çalışma kültürü olduğunu düşünüyorum.

Geçmişte Çin denildiğinde insanların aklına daha çok uygun fiyatlı ürünler geliyordu.

Ancak bugün Çin; elektrikli araçlar, robot teknolojileri, yapay zekâ, insansız hava araçları, endüstriyel otomasyon ve yenilenebilir enerji gibi birçok alanda önemli gelişmeler kaydediyor.

Yakın zamanda insansız hava araçları ve insan taşıyabilen hava araçları geliştiren fabrikaları ziyaret ettik. Hatta insan taşıyan bir hava aracını bizzat deneyimleme fırsatım oldu.

Bu deneyim, Çin’in teknoloji alanında geldiği noktayı yakından görmem açısından oldukça etkileyiciydi.

Ben Çin’in başarısını yalnızca devlet politikalarıyla açıklamıyorum.

Burada üreticilerin, mühendislerin, girişimcilerin ve çalışanların da çok önemli bir rolü var.

Çin’de ciddi bir rekabet ortamı bulunuyor. Bu rekabet, firmaları daha kaliteli, daha verimli ve daha teknolojik ürünler geliştirmeye yönlendiriyor.

Elbette her ekonomide olduğu gibi Çin’in de karşılaştığı zorluklar var.

Ancak güçlü üretim altyapısı, gelişmiş tedarik zinciri ve teknolojiye yaptığı yatırımlar sayesinde küresel ticarette önemli bir konuma sahip olmaya devam edeceğini düşünüyorum.

Çin’in gelişiminden çıkarılması gereken en önemli ders, üretime, teknolojiye, eğitime ve uzun vadeli hedeflere yatırım yapmanın önemidir.

  1. Çin’deki şirketiniz ve uluslararası ticaret faaliyetleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz? Bugüne kadar gerçekleştirdiğiniz önemli çalışmalar nelerdir?

2009 yılında kurduğum Akasya Danışmanlık ile Çin’den ürün tedarik etmek isteyen firmalara profesyonel danışmanlık hizmeti sunuyoruz.

Burada özellikle bir konunun altını çizmek istiyorum:

Biz yalnızca ürün bulan veya ürün satan bir şirket değiliz. Müşterilerimizin Çin’deki ticari süreçlerini sahada yöneten bir iş ortağıyız.

Üretici araştırması, fabrika doğrulaması, fiyat görüşmeleri, sözleşme süreçleri, üretim takibi, kalite kontrol, depolama, konsolidasyon ve lojistik koordinasyonu gibi birçok alanda hizmet veriyoruz.

Çin’de iş yaparken en önemli konulardan biri doğru üreticiye ulaşabilmek.

Çünkü her büyük fuar standının arkasında gerçek bir fabrika bulunmayabiliyor. Bu nedenle üreticileri yerinde ziyaret etmeye ve çalışma şartlarını doğrulamaya büyük önem veriyoruz.

Otomotiv, endüstriyel makineler, tekstil, yapı malzemeleri, dekorasyon, elektrik-elektronik, ambalaj sistemleri ve yeni nesil teknolojik ürünler başta olmak üzere birçok sektörde faaliyet gösteriyoruz.

Bugüne kadar uluslararası ticaret alanında çok sayıda önemli çalışmada yer alma fırsatım oldu.

2009 yılında, dönemin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ve beraberindeki heyete Çin ziyareti sırasında eşlik etmek, kariyerimdeki unutulmaz deneyimlerden biriydi.

Bunun dışında Türkiye’den Çin’e gelen çok sayıda iş insanı, sanayici ve ticari heyete eşlik ederek iki ülke arasında yeni iş bağlantıları kurulmasına katkı sağladık.

Yakın zamanda Denizli Ticaret Odası öncülüğünde Çin’e gelen 40 kişilik iş insanı heyetinin Guangzhou’daki önemli üretim tesislerinden birini ziyaret etmesine öncülük ettik.

Bu ziyaret kapsamında Çinli üreticilerle Türk iş insanlarını bir araya getirerek yeni ticari iş birliklerinin geliştirilmesi için görüşmeler gerçekleştirdik.

Ben bu tür organizasyonları yalnızca ticari faaliyet olarak değerlendirmiyorum.

Çin’de Türk iş insanlarının yeni bağlantılar kurmasına, Türk firmalarının uluslararası pazarlarda güçlenmesine ve ülkemizin ticari ilişkilerinin gelişmesine katkı sağlamak benim için ayrıca bir gurur kaynağıdır.

Bizim için başarı yalnızca gerçekleştirilen ticaretin büyüklüğüyle ölçülmez.

Kurulan güven, kazanılan dostluklar ve uzun yıllar devam eden iş birlikleri de başarının önemli göstergeleridir.

  1. Çin’de üretilen ürünleri kalite, fiyat ve teknoloji açısından nasıl sınıflandırıyorsunuz? Çin’den ithalat yapmak isteyen iş insanlarına neler önerirsiniz?

Çin ürünleri hakkında geçmişten gelen bazı yanlış algılar bulunuyor.

Bunlardan en yaygını, Çin’de üretilen bütün ürünlerin ucuz ve kalitesiz olduğu düşüncesidir.

Oysa Çin’de uzun yıllardır üreticilerle çalışan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim:

Çin’de yalnızca ucuz ürün değil, dünyanın en yüksek kalite standartlarına uygun ürünler de üretilebiliyor.

Burada önemli olan hangi kalite seviyesinde, hangi teknik özelliklerde ve hangi bütçeyle üretim yaptırmak istediğinizdir.

Ben Çin’deki üretimi genel olarak üç kategoride değerlendiriyorum.

Birincisi, fiyat odaklı ekonomik üretimdir. Bu grupta öncelik düşük maliyet olduğu için kullanılan ham maddeler ve kalite standartları değişkenlik gösterebilir.

İkincisi, fiyat ve kalite dengesinin ön planda olduğu üretimdir. Bu segmentte rekabetçi fiyatlarla belirli kalite standartlarının bir arada sunulması hedeflenir.

Üçüncüsü ise yüksek teknoloji ve üst kalite standartlarına sahip üretimdir. Bu kategoride gelişmiş üretim teknolojileri, kaliteli ham maddeler, otomasyon sistemleri ve uluslararası standartlar ön plana çıkar.

Çin’den ithalat yapmak isteyen iş insanlarına en önemli tavsiyem, yalnızca fiyat üzerinden karar vermemeleridir.

Çünkü ticarette en ucuz ürünü almak her zaman en kârlı alışverişi yapmak anlamına gelmez.

Yanlış üretici seçimi, kalitesiz ham madde, eksik teknik şartname veya yetersiz kalite kontrol, ilerleyen süreçte çok daha büyük maliyetlere neden olabilir.

Bu nedenle üretici doğrulaması, fabrika ziyareti, numune incelemesi, teknik şartname, sözleşme ve sevkiyat öncesi kalite kontrol süreçlerine büyük önem verilmelidir.

Ayrıca ithalat yapılacak ülkenin gümrük mevzuatı ve ürün uygunluk şartları da sipariş verilmeden önce araştırılmalıdır.

Çin’den ürün almak kolaydır. Asıl önemli olan doğru ürünü, doğru üreticiden, doğru kaliteyle ve doğru şartlarda satın alabilmektir.

Bizim yıllardır sahada edindiğimiz deneyim de tam olarak bu noktada müşterilerimize avantaj sağlıyor.

  1. Geleceğe yönelik hedefleriniz nelerdir? Çin ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Genç girişimcilere tavsiyeleriniz nelerdir?

Önümüzdeki dönemdeki en önemli hedeflerimden biri, Akasya Danışmanlık’ı uluslararası ölçekte daha güçlü ve daha fazla ülkede tanınan bir marka hâline getirmek.

Bugün 14’ten fazla ülkede müşterilerimize hizmet veriyoruz. Gelecekte bu ağı daha da genişletmek ve farklı pazarlarda kalıcı ticari ilişkiler kurmak istiyoruz.

Bunun yanında benim için çok daha önemli bir hedef bulunuyor:

Çin ile Türkiye arasında ortak fabrikaların kurulmasına, üretim yatırımlarının geliştirilmesine ve teknoloji alanındaki iş birliklerinin artırılmasına katkı sağlamak.

Çünkü ben Türkiye’nin yalnızca ithalat yapan değil, üreten, geliştiren, teknolojiye yatırım yapan ve kendi markalarıyla dünya pazarlarında daha güçlü yer edinen bir ülke olmasını istiyorum.

Türkiye benim güzel ülkem.

Nerede yaşarsam yaşayayım, dünyanın hangi ülkesine gidersem gideyim, ülkeme duyduğum sevgi ve bağlılık her zaman aynı.

Çin’de geçirdiğim yıllar boyunca üretimin, teknolojinin, planlamanın ve disiplinli çalışmanın bir ülkenin gelişiminde ne kadar önemli olduğunu yakından gördüm.

Benim en büyük temennim, ülkemizin de üretim ve teknoloji alanında çok daha ileri noktalara ulaşması.

Türk sanayicilerimizin, mühendislerimizin ve girişimcilerimizin dünya çapında başarılara imza atmasını görmek istiyorum.

Ay yıldızlı bayrağımızın dünyanın her yerinde başarıyla, gururla ve güçlü Türk markalarıyla dalgalanması benim için çok kıymetli.

Bunun yolunun daha fazla çalışmaktan, daha fazla üretmekten, eğitime ve teknolojiye yatırım yapmaktan geçtiğine inanıyorum.

Çin ile Türkiye arasındaki ticari ilişkilerin de bu anlayışla geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

İki ülke arasında yalnızca ürün alışverişi değil; ortak üretim, teknoloji transferi, sanayi yatırımları ve uzun vadeli stratejik iş birlikleri de artırılmalı.

Biz de Akasya Danışmanlık olarak sahip olduğumuz bilgi birikimini, saha tecrübemizi ve ticari bağlantılarımızı bu yönde değerlendirmek istiyoruz.

Genç girişimcilere ise öncelikle kendilerine yatırım yapmalarını tavsiye ediyorum.

Yabancı dil öğrensinler, farklı kültürleri tanısınlar, dünyadaki gelişmeleri takip etsinler ve kendilerini sürekli geliştirsinler.

Zorluklarla karşılaştıklarında mücadeleden vazgeçmesinler.

Ben 2004 yılında Çin’e geldiğimde çok gençtim. Dilini bilmediğim, kültürüne alışmaya çalıştığım bir ülkede maddi ve manevi birçok zorluk yaşadım.

Ancak çalışmaya, öğrenmeye ve hedeflerimin peşinden gitmeye devam ettim.

Bugün geldiğim noktada şuna inanıyorum:

Başarı tesadüf değildir. Azmin, sabrın, disiplinin, dürüstlüğün ve yıllarca verilen emeğin sonucudur.

Gençlerimize özellikle şunu söylemek istiyorum:

Büyük hedefler koymaktan korkmayın. Ancak o hedeflere ulaşmak için çok çalışmanız gerektiğini de hiçbir zaman unutmayın.

Ticarette ve hayatta en önemli değerlerimizden biri ahlak olmalı.

Çünkü ahlakın olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde de kalıcı başarı olmaz.

Benim en büyük arzum, ülkemizin daha fazla üretmesi, daha fazla gelişmesi ve dünyada hak ettiği güçlü konuma ulaşmasıdır.

Biz nerede olursak olalım, ülkemize faydalı olmak, Türk iş dünyasına yeni kapılar açmak ve ay yıldızlı bayrağımızı gururla temsil etmek için çalışmaya devam edeceğiz.

Murat Topçu: Çin’de uzun yıllardır sürdürdüğü ticari faaliyetler, girişimcilik deneyimi ve Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik çalışmaları hakkında görüşlerini paylaşan iş insanı İshak Gülaçtı’ya teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.