
Beşiktaş Çınar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertan Yılmaz Yazıyor…
Beşiktaş sadece bir semt değil, bir deryadır; içinde binlerce hikaye, her sokağında ayrı bir koku barındırır. Bugün size, bu kadim semtin “eski Beşiktaş” ruhunu sayfalarına sığdıran kıymetli bir dosttan ve onun son eserinden bahsetmek istiyorum.
Şemsiyeci Dükkanında Geçmişe Yolculuk
Yazar dostumuz Ahmet Kurtlutepe, kalemini bu kez semtimizin o unutulmaz geçmişine daldırarak “Beşiktaş’ta Kahve Kokusu” isimli eserini bizlere sundu. Kurtlutepe, geçtiğimiz günlerde gazetemizin emektar muhabiri ve Beşiktaş Semti Ailesi grubu yöneticisi, değerli dostum Sabri Kaya’yı o meşhur şemsiyeci dükkanında ziyaret etti.
İki eski Beşiktaş sevdalısının bu buluşması, dükkandaki nostaljik atmosferle birleşince adeta zaman durdu. Ahmet Kurtlutepe, kitabını; “Değerli arkadaşım Sabri Kayalı’ya sevgilerimle” notuyla bizzat imzalayarak takdim etti.
Geçmişin İzinde Bir Eser
Kurtlutepe’nin bu kitabı, bizleri o eski, naif ve samimi Beşiktaş’a geri götürüyor. Sayfaları çevirdikçe; semtin eski mahalle kültürünü, artık sadece hatıralarda kalan o komşuluk hukukunu buram buram hissediyorsunuz.
Müjde: Ahmet Kurtlutepe, Beşiktaş Çınar TV’de!
Bu değerli buluşmayı sadece sayfalarımızda bırakmıyoruz. Beşiktaş Çınar Gazetesi ve TV ailesi olarak, semtimizin kültürüne tuğla koyan isimleri ekranlarımızda ağırlamaya devam ediyoruz.
Yazarımız Ahmet Kurtlutepe’yi en kısa zamanda Beşiktaş Çınar Gazetesi ve TV söyleşimize konuk edeceğiz. Kendisiyle kitabın derinliklerini, eski Beşiktaş’ın Ihlamurdere sessizliğini, Kazan meydanını, şöhretler kıraathanesini, Çıran havuzunu, rahmetli yazarın ağabeyi Ertan Kurtlutepe, abimizi, Ali Rıza Kurtlutepe ve Mahmut Kayalı gibi değerli insanları o özlediğimiz dostluğu, arkadaşlığı ve sıcak komşulukları, kahve kokulu sabahları hayatın Ertan Yılmaz, Hayatın gerçekleri ile yayınımızda konuşacağız.
Nerde ne yaşanıyorsa ve yaşatılıyorsa, sizlerin gözü, kulağı ve sesi olmaya… Beşiktaş’ın değerlerine sahip çıkmaya, geçmişimizi geleceğe taşımaya devam ediyoruz.
Önce kokusu gelir usulca, sonra görüntüler, sesler, ağır ağır çöker. Kahvenin paketini açtığınızda, o incecik tozların arasından yükselen koku… Bana hem acı hem tatlı gelir; hem yeni uyanmış gibidir hem de yıllardır ayakta. Her nefeste biraz geçmişe, biraz da bugüne karışır gider sanki.
…
Yürüdüğümüz, koşturduğumuz o yollar, çocukluğumuzun tozuyla, gençliğimizin telaşıyla hâlâ orada duruyor. Binalar değişti belki, tabelalar, vitrinler, yüzler… Ama o yılların sıcaklığı hâlâ aynı.
…
Şimdilerde düşündükçe, “O asırlık ağaçların altında film izlemek ne büyük bir ayrıcalıkmış.” diye geçiyor içimden. Bazen, rüzgârın da etkisiyle, birkaç ağaç dalının göl-gesinin perdeye yansıdığı da olurdu.
Kitap siparişi için bu linkten yapabilirsiniz