enflasyonemeklilikötvdövizakpchpmhp
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
KİTAP

PROF. DR. TÜRKAN SAYLAN’I UNUTMADIK

PROF. DR. TÜRKAN SAYLAN’I UNUTMADIK
26.05.2026 15:53
0
A+
A-

Ne Eğitime Katkılarını, Ne de Son Yıllarında Yaşatılanları…

Almanya’da “Multi Global” medya patronu ve Beşiktaş Çınar Gazetesi Almanya Temsilcisi Gazeteci ve Yorumcu Murat Topcu diyor ki: Türkiye’nin yakın tarihinde bazı isimler vardır; sadece meslekleriyle değil, bıraktıkları vicdani izlerle de hatırlanırlar. Prof. Dr. Türkan Saylan işte o isimlerden biridir. Aradan yıllar geçse de toplumun hafızasında hâlâ canlı kalmasının nedeni yalnızca bir doktor, bir akademisyen ya da bir sivil toplum gönüllüsü olması değildir. O, hayatını insan yetiştirmeye, özellikle de kız çocuklarının eğitimine adamış bir Cumhuriyet kadınıydı.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında üniversite mezunu olmuş, kendi ayakları üzerinde duran binlerce kadın varsa; o hikâyelerin bir köşesinde mutlaka Türkan Saylan’ın emeği vardır. Çünkü o sadece burs vermedi… Umut verdi. Sadece okul yaptırmadı… Hayat kurdurdu. Sadece konuşmadı… Mücadele etti.

Anadolu’nun en ücra köylerinde eğitimden mahrum bırakılmış çocuklara ulaşmak için yıllarca çalışan bir isimdi. “Bir kız çocuğu okursa, bir toplum değişir” düşüncesini laf olsun diye değil, ömrünü ortaya koyarak savundu. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği aracılığıyla binlerce öğrenciye destek sağlandı. Nice genç insan, yoksulluğun kader olmadığını onun sayesinde gördü.

Türkiye’de cüzzam hastalarının toplum dışına itilmediği bir düzen kurulmasında da öncü rol oynadı. İnsanların dokunmaktan korktuğu hastalara sarılan bir hekimdi. Sadece tıbbi değil, insani bir mücadele verdi. Bu yönüyle yalnızca akademik başarılarıyla değil, vicdani duruşuyla da örnek oldu.

Ancak ne acıdır ki; böylesine önemli hizmetler vermiş bir isim, hayatının son döneminde çok ağır tartışmaların ve operasyonların merkezine yerleştirildi. Hastalığıyla mücadele ettiği günlerde evine yapılan baskınlar, kamuoyu önünde yürütülen ithamlar ve televizyon ekranlarında oluşan linç atmosferi hâlâ hafızalardaki yerini koruyor.

Bir insan düşünün… Ömrünü eğitime, bilime ve gençlere adamış. Kanser tedavisi görüyor. Ve tam da o günlerde sabahın erken saatlerinde evi aranıyor. Türkiye’nin önemli bir bölümünün vicdanında işte tam burada derin bir kırılma oluştu.

Hukuk elbette herkes için gereklidir. Hiç kimse dokunulmaz değildir. Ancak hukukun diliyle vicdanın dili birbirinden tamamen koparsa, geriye toplumun hafızasında kapanmayan yaralar kalır. Türkan Saylan’ın son yıllarında yaşananlar da birçok insanın zihninde tam olarak böyle bir iz bıraktı.

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu açıkça görüyoruz: İnsanlar sadece mahkeme kararlarını değil, yaşananların insani tarafını da hatırlıyor. Çünkü toplum vicdanı bazen resmi açıklamalardan daha kalıcıdır.

Türkan Saylan’a yönelik süreçte farklı siyasi görüşlerden insanların ortaklaştığı önemli bir duygu vardı: “Bu görüntü yakışmadı.”
Çünkü Türkiye, kendisine yıllarca hizmet etmiş insanlarına karşı daha zarif, daha ölçülü ve daha vicdanlı davranabilmeliydi.

Aradan geçen yıllar birçok şeyi değiştirdi. Siyasi dengeler değişti, gündemler değişti, tartışmalar değişti… Ama bazı görüntüler unutulmadı.
Bir yanda burs verdiği öğrenciler…
Diğer yanda sağlık sorunlarıyla mücadele ederken yaşadığı süreç…
Toplum hafızası ikisini de birlikte taşıdı.

Bugün hâlâ Anadolu’da bir öğretmen, bir doktor, bir mühendis çıkıp “Ben onun bursuyla okudum” diyorsa; bu, bir insanın arkasında bıraktığı en büyük mirastır. Makamlar geçer, siyasi tartışmalar biter, manşetler unutulur… Ama yetişen insanlar kalır.

İşte bu yüzden Prof. Dr. Türkan Saylan yalnızca bir isim değildir. O; eğitim mücadelesinin, çağdaşlaşma idealinin ve sosyal sorumluluğun sembollerinden biridir.

Ve evet…
Türkiye onun eğitime yaptığı hizmetlerin hiçbirini unutmadı.
Ama hayatının son döneminde yaşananları da unutmadı.

Toplum hafızası bazen sessizdir ama güçlüdür.
Yıllar geçse de kimin ne ürettiğini, kimin neye emek verdiğini ve kimin hangi koşullarda yıpratıldığını kaydetmeye devam eder.

Bugün yapılması gereken şey; geçmişin kutuplaştırıcı diliyle yeniden kavga etmek değil, bu ülkeye hizmet eden insanlara karşı daha adil, daha vicdanlı bir yaklaşımın gerekli olduğunu anlamaktır.

Çünkü gerçek medeniyet, yalnızca başarı üretmek değil; farklı düşünsek bile emek vermiş insanlara saygıyı koruyabilmektir.

Murat Topçu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.