Beşiktaş Çınar Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertan Yılmaz Diyor Ki… İBB davasının 61. celsesinde Türk yargı tarihi adına eşi benzeri görülmemiş bir skandala imza atıldı. Savunma sürelerine haklı itirazlarda bulunan CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, mahkeme başkanının talimatıyla salondan çıkarıldı. Mahkeme başkanının jandarma ekiplerine emirler yağdırarak CHP’li milletvekillerine “soytarılık yapmayın” çıkışında bulunması bardağı taşıran son damla oldu. Avukatlar duruşmayı boykot ederken, halkın iradesine vurulan bu kelepçe büyük tepki topladı.

Milyonların Umudu Olan Bir Lider, “Sıradan Bir Şüpheli” Gibi Yargılanamaz!
Burada çok net bir gerçeği kayda geçirmek gerekiyor: Karşımızdaki isim, sıradan bir asayiş olayının öznesi, yolda yürürken arabadan çanta çalan bir hırsız ya da alelade bir suçlu değildir! Ekrem İmamoğlu, Türkiye’nin en büyük metropolü İstanbul’u yöneten, milyonlarca vatandaşın oyuyla, helal imzasıyla ve büyük umutlarla seçilmiş mevcut Belediye Başkanıdır. Bunun ötesinde, bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak milyonların geleceğini emanet etmek istediği güçlü bir liderdir.
Milyonlarca insanın iradesini temsil eden bir devlet adamının mahkeme salonunda her sözü dikkate alınmalı, savunma hakkına en üst düzeyde saygı gösterilmelidir. Ancak davanın başından beri sürdürülen tavır, adeta bir “terörist” muamelesi algısı yaratma çabasından öteye geçememektedir.
Hukukun Temel İlkesi Çiğneniyor: Tutuksuz Yargılama Esastır, Kaçacak Delil Mi Var?
Şurası çok net bilinmelidir: Elbette mahkeme salonlarının bir düzeni, kuralları vardır ve kim olursa olsun, hangi makamda bulunursa bulunsun herkesin bu kurallara uyması gerekir. Buna hiçbirimizin itirazı olamaz. Ancak mahkeme kuralları, adil bir yargılamayı ve savunma hakkını ortadan kaldırmak için bir baskı aracına dönüştürülemez!
İşin en trajik ve hukuki açıdan en vahim kısmı ise davanın ilerleyiş biçimidir. Evrensel hukukun en temel ilkelerinden biri “tutuksuz yargılamanın esas olmasıdır.” Aylar, yıllar geçmesine rağmen Ekrem İmamoğlu ve diğer sanıklar hakkındaki suçlamaların somut, sarsılmaz kanıtları henüz ortada bile değildir! Ortada kesinleşmiş hiçbir kanıt yokken, bu davanın öznelerine karşı takınılan bu peşin hükümlü tavır akıllara zarar bir haksızlıktır.
Soruyoruz: Milyonların oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı nereye kaçacaktır? Hangi delili karartacaktır? Kaçma şüphesi olmayan, delilleri karartma ihtimali bulunmayan bir halk liderinin, her sözünün dikkate alınması gerekirken adeta bir suçluymuş gibi jandarma zoruyla salondan attırılması hukukun bittiği yerdir.
Geçmişten Bugüne Ne Olmuştu? Önceki Duruşmaların Seyri
Beşiktaş Çınar Gazetesi olarak davanın ilk gününden beri sürecin yakın takipçisiyiz. Hatırlanacağı üzere, önceki duruşmalarda da hukukun temel ilkeleri defalarca zorlanmış, savunma makamının delillerin incelenmesi ve tanıkların dinlenmesi yönündeki talepleri sistematik olarak reddedilmişti.
Hukuk otoritelerinin de belirttiği gibi, 114 sanığın yargılandığı bu devasa dosyada, sanıklara ve avukatlara kendilerini savunmaları için yeterli süre tanınmaması en büyük hak ihlallerinden biri haline gelmişti. Adım adım örülen bu baskı ortamı, nihayetinde 61. celsede mahkeme salonunun tamamen patlama noktasına gelmesine zemin hazırladı.
Duruşmada Tansiyon Nasıl Yükseldi? “Savunma Süresi Yetişmez!”
Davanın 61. celsesinde mahkeme heyeti, sanık savunmalarının 9 Temmuz’a kadar apar topar tamamlanmasını talep etti. Bu haksız ve aceleye getirilmiş talebe itiraz eden Ekrem İmamoğlu, önümüzdeki haftalarda yoğun bir dava takvimi olduğunu belirterek söz aldı:
”Pazartesi günü iki, sonraki hafta ise iki ayrı davamız bulunuyor. Biz burada insanüstü bir gayretle hakkımızı, hukukumuzu savunuyoruz. Savunmaların 9 Temmuz’a kadar yetişmesi fiilen ve hukuken mümkün değildir!”
İmamoğlu’nun bu meşru hakkını savunması üzerine Mahkeme Başkanı sert bir dille araya girerek, “Böyle devam etmeyin, sizi salondan çıkartırım!” uyarısında bulundu. İmamoğlu’nun geri adım atmayarak “Ben bu kararı kabul etmiyorum. Görüşürüz!” demesiyle mahkeme heyeti, milyonların seçtiği başkanı salondan çıkarma kararı aldı.
Mahkeme Başkanından Jandarmaya Talimat: “Milletvekili Fark Etmez, Dışarı Çıkarın!”
İmamoğlu’nun salondan çıkarılması kararı sonrası mahkeme salonu adeta bir kaos alanına döndü. Duruşmayı takip eden CHP milletvekilleri ve halk, bu hukuksuzluğa ses yükseltti. Güvenlik güçleri ile milletvekilleri arasında arbede yaşanırken duruşmaya ara verildi.
Aranın ardından da mahkemenin tavrı değişmedi. CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun “Kararınızı gözden geçirin” çağrısına sinirlenen Mahkeme Başkanı, jandarma ekiplerini devreye soktu. Kendisine tepki gösteren CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ı hedef alan Mahkeme Başkanı, jandarma güçlerine emirler yağdırarak şu ifadeleri kullandı:
”Jandarma arkadaş, ne bekliyorsunuz? Milletvekili ya da izleyici hiç fark etmez, dışarı çıkartın! Milletvekilisiniz diye burada her türlü soytarılığı yapamazsınız!”
Milletin oyuyla seçilmiş meclis temsilcilerine “soytarı” denmesi ve jandarma zoruyla dışarı atılmaya çalışılması, yargı bağımsızlığına ve milli iradeye açık bir darbe olarak kayıtlara geçti. Bu skandal üzerine tüm sanık avukatları duruşmayı boykot etme kararı alarak salonu topluca terk etti.
BEŞİKTAŞ ÇINAR GAZETESİ YORUMU:
Bu Güç Yarışı Nereye Varacak? Adalet Herkese Lazımdır!
Ertan Yılmaz Yazıyor…
Bugün geldiğimiz süreçte ne yazık ki şu acı tabloyla karşı karşıyayız: Eğer iktidar saflarında değilseniz, makamınız, unvanınız ne olursa olsun adaletin terazisinde eşit görülmüyorsunuz. Hakim olun, savcı olun, belediye başkanı ya da milletvekili olun; muhalifseniz sesinizin kesilmek istendiği bir sistem inşa edilmeye çalışılıyor.
Milletvekili dediğimiz şahsiyetler, binlerce vatandaşın helal oyuyla seçilmiş halk temsilcileridir. Bir milletvekilinin görevi, nerede bir haksızlık varsa oraya gidip hakkın yanında durmaktır. Onları “soytarılıkla” suçlayıp jandarmaya hedef göstermek, aslında onlara oy veren halka yapılmış bir saygısızlıktır.
Peki, bu işin sonu nereye varacak?
Bizim ezberimizde, bu toprakların adalet geleneğinde çok köklü bir kural vardır: Adalet herkese lazımdır ve hukuk bir gün mutlaka herkese lazım olacaktır.
Bugün gücü elinde bulunduranlar, jandarmaya emir vererek halkın seçtiği liderleri ve vekilleri salondan attıranlar unutmamalıdır ki; tarihin her döneminde en güçlü insanlar dahi günün birinde o bağımsız adalete muhtaç kalmıştır. Türkiye’nin en tepesindeki kişiden, sokaktaki en sade vatandaşına kadar herkes için adalet, nefes almak gibi hayati bir ihtiyaçtır. Adalet, güçlünün elinde bir kırbaç değil, haklının sığınağı olmak zorundadır.
Beşiktaş Çınar Gazetesi olarak, hukukun üstünlüğünü ve milletin iradesini her şartta savunmaya; güçlünün hukukunu değil, hukukun gücünü haykırmaya devam edeceğiz.
Beşiktaş Çınar Gazetesi – Özel Dosya Haber