Usta gazeteci Murat Topcu diyor ki… 9 yıllık İsveç deneyimimde, “ileri demokrasi” denilen şeyin ne olduğunu sadece kitaplardan okumadım; bizzat yaşayarak gördüm.
Bunun çarpıcı örneklerinden biri Mona Sahlin olayıdır.
İsveç’in eski başbakan yardımcısı Mona Sahlin, 1995 yılında kamuya ait kredi kartını bazı kişisel harcamalarında kullanması nedeniyle büyük bir siyasi ve medya krizinin merkezine oturdu. Harcamaların ayrıntıları kamuoyunda tartışıldı ve Sahlin görevinden istifa etmek zorunda kaldı.
Buradaki asıl mesele, harcamanın miktarından çok kamu görevi yapan bir kişinin kamu kaynaklarını kullanırken hesap verebilir olmasıydı.
İsveç’te “Ben siyasetçiyim, bana dokunulmaz” anlayışı yoktu. Basın soru sordu, kamuoyu tepki gösterdi, siyasetçi hesap verdi.
Demokrasi sadece sandığa gitmek değildir.
Demokrasi; kamu parasının hesabını verebilmek, hukuk karşısında ayrıcalıklı olmamak, basının özgürce soru sorabilmesi ve makamın kişiye dokunulmazlık sağlamamasıdır.
İsveç’te yıllarca yaşayarak gördüğüm gerçek demokrasi anlayışının en önemli derslerinden biri budur:
Devleti yönetenler, devlete değil halka hesap verir.
Gerçek demokrasi biraz da budur. Murat Topcu