Türk pop müziğinin tanınan ismi Atilla Taş, 34 yaşındaki iki çocuk annesi kızı Sezen Taş’ın balkondan düşerek hayatını kaybetmesiyle evlat acısı yaşadı.
Atilla Taş’ı meşhur olmadan önceki Unkapanı yıllarından tanıdığını belirten gazeteci Ertan Yılmaz, hissettiklerini şu sözlerle paylaştı:
”Ceyhanlı olan Atilla’yı henüz albüm yapmadığı, Unkapanı’nda bir müzik firmasında çalıştığı günlerden tanırım. Fırat, Atila… Birlikte az sosis yiyip çay içmedik. Ahmet Kara’nın hazırladığı altyapı ve demo şarkının ardından ‘Ham Çökelek’ ile büyük bir çıkış yaptı.”
Yıllar sonra gelen bu acı olay, sanat dünyasını ve sevenlerini yasa boğdu. Merhumeye Allah’tan rahmet, Atilla Taş ve ailesine başsağlığı diliyoruz.
Selma Erdem Direk : Ceyhanli hemşeriler
Dehşete düşmemek mümkün mü?
Atilla Taş’ın kızının ölüm haberlerinin altına yazılan birkaç yazıyı okudum kanım dondu.
Sadece birkaç yazı geldiğimiz noktanın ne kadar karanlık, ne kadar acımasız olduğunu gösterdi.
Bir insanı severiz ya da sevmeyiz; sevmek zorunda da değiliz. Ama onun acısına saygı duymak zorundayız.
Bir insanın yüreğindeki yarayı ezmek, acısı üzerinde tepinmek nedir?
Bu nasıl bir gönülsüzlüktür, nasıl bir kalpsizliktir, nasıl bir vicdansızlıktır?
Hadi diyelim Atilla Taş’a kızgınsınız…
Peki 34 yaşındaki gencecik kızının, iki çocuk annesi bir annenin ne suçu var?
İki masum yavru annesiz kaldı. Nasıl diliniz varıyor da “iyi oldu” diyebiliyorsunuz? İçinizdeki o karanlığı, nefreti kusarken, yetim kalan o iki çocukta mı gelmiyor aklınıza?
Nasıl bir yürekle, ölen o genç kadının arkasından bu kadar zehirli, bu kadar nefret dolu sözler savurabiliyorsunuz?
Ölenlerin arkasından iğrenç dil kullananlar, bir ailenin en ağır acısı üzerinde tepinenler! Ölenin artık dili yok, size cevap veremez. Ama unutmayın: ölüm girmedik ev yoktur. Yarın başımıza ne geleceğini hiçbirimiz bilemeyiz. Ölüm hepimizin kapısını çalacak.
Kimse evlat acısı çekmesin, Düşmanım bile olsa, kimseyi bu dayanılmaz acıyla sınamasın hayat.
N’olur, artık o nefret dilini içinize gömün. Üç günlük bu dünyada hâlâ bir umut kırıntısı taşıyan bizlerin, o son umut parçasını da söndürmeyin.
Sosyal çürümenin en çürükleriyle aynı havayı solumak, aynı dünyayı paylaşmak bizlere ağır geliyor, yüreğimizi daraltıyor.
Sevgi ekemiyorsanız bari fırtına savurmayın…
Yüreklere zehir ekmeyin.
Ayıptan, saygıdan, insanlıktan nasibini almamışlara ne desem az, ne söylesem boş kalıyor.
İnsan değilseniz bile…
Lütfen, arada bir insan olmayı deneyin. Kim bilir, belki bir mucize olur da o donmuş yüreklerde bir kıvılcım tutuşur da insan olmayı başarırsınız.
Atilla Taş’ın başı sağ olsun.
Kıymetli kızının devri daim olsun.. Selma Erdem Direk