DENİZ_TOPRAK2’ın Haberi
İddia edilen bu haber şaşırtıcı doğruysa çok vahim bir durum. Haber: 2012 yılında Konya’nın Çumra ilçesinde yaşayan 20 yaşındaki Mustafa Can, vatan görevini yerine getirmek için Manisa Kırkağaç Jandarma Komando Er Eğitim Komutanlığı’nda askerlik görevine başladı. Her genç gibi o da dimdik, umut dolu ve sağlıklı bir şekilde o kapıdan içeri girmişti. Ancak bu hikâye, başladığı gibi devam etmedi.
Acemi eğitiminin bitmesine henüz bir ay kala, Mustafa Can’ın hayatını altüst eden olay yaşandı. Kendi iddiasına göre, komutanı M.Ö. tarafından sopayla darp edildi. Bu olaydan sonra revirde yalnızca 3 gün tutuldu, basit bir tıbbi müdahale yapıldı ve ardından tekrar birliğe gönderildi. O an belki geçiştirildi, ama o darbe aslında bedeninde derin bir yıkım başlatmıştı.
Ağustos ayında dağıtım izniyle memleketine döndüğünde, belindeki şiddetli ağrılar hâlâ devam ediyordu. Bunun üzerine Konya Askeri Hastanesi’ne gitti. Ancak burada kendisine, asıl tedavinin usta birliğinde yapılabileceği söylenerek geri gönderildi.
Mustafa Can, usta birliği için Kilis Elbeyli İlçe Jandarma Komutanlığı’na gittiğinde durumu komutanlarına anlattı. Ardından Hatay ve Gaziantep’teki askeri hastanelere sevk edildi. Fakat burada da herhangi bir tanı konulmadı, şikâyetleri ciddiye alınmadan geri gönderildi. Ağrıları giderek artıyor, ancak çözüm bulunamıyordu.
Durumu ağırlaşınca komutanı tarafından tekrar memleketine izinli gönderildi. Ekim ayı başında yeniden Konya Askeri Hastanesi’ne başvurdu. İşte gerçek o zaman ortaya çıktı: Omurgasında, yani halk arasında bilinen adıyla zincir kemiğinde birden fazla kırık vardı ve aynı zamanda disk kayması teşhisi konuldu.
Bu teşhisin ardından tedavi için Etimesgut Askeri Hastanesi’ne sevk edildi. Ancak burada da bürokratik engellere takıldı; “birliğinden sevk edilmesi gerektiği” gerekçesiyle geri gönderildi. Tekrar Konya’ya döndü, bu kez Meram Tıp Fakültesi’ne sevk edildi ve burada da aynı ağır tanı doğrulandı.
Artık gerçek inkâr edilemezdi: Sağlam giren bir beden, ihmaller zinciri içinde kırılmıştı.
Mustafa Can’ın babası Veli Can’ın sözleri ise yaşananların en ağır özetiydi:
“Çocuğumun tedavisinin yapılmasını istiyorum. Mağdur oldu. Kim suçluysa hesabını versin. Çünkü ben oğlumu fidan gibi gönderdim… ama iki büklüm geri geldi. Eğer benim evladım mağdur olduysa, başka askerler olmasın diye bu olayın peşindeyim.”
Veli Can, sadece oğlunun tedavisinin yapılmadığını değil, aynı zamanda darp eden komutan hakkında da başta Genelkurmay Başkanlığı olmak üzere Jandarma Genel Komutanlığı ve Çumra Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunduğunu ifade etti. Jandarma Genel Komutanlığı’ndan ise konuyla ilgili inceleme başlatıldığına dair cevap geldiğini belirtti.
Anne Zade Can ise gözyaşları içinde şunları söyledi:
“Allah’a şükür fidan gibi büyüttüm oğlumu. Davulla zurnayla askere gönderdim. Günlük işlere giderek büyüttüm. Ben oğlumun sağlığına kavuşmasını istiyorum…”
Bu hikâye sadece bir askerin yaşadıkları değil…
Bu, görülmeyen ağrıların, duyulmayan çığlıkların ve geç fark edilen gerçeklerin hikâyesidir.
Mustafa Can askere giderken dimdikti.
Ama döndüğünde sadece bedeni değil… kaderi de eğilmişti.
Peki sizce burada asıl suç kimde: Şiddeti uygulayan komutan mı, yoksa bu acıyı görmeyen ve görmezden gelen sistem mi?